İlk Adım: Ayağa Kalkmak


Bu blogu açmamın sebebi kendimle alakalı değişimleri paylaşmak ve bunu yaparken hem kendim motive olmak hem de sizlere yardımcı olmaktı. Bu sebeble aslında blogu açmadan öncesinde kendi yaşadıklarımı baz alarak hayata dair adım atmak için gerekli olan basamaklardan bahsetmek istedim.

        Biliyorum yaşarken hepimiz zorluklar yaşıyoruz kimi zaman düşüyor ve o düştüğümüz yerden kalmak yıllar sürebiliyor. Bu geçen yıllarsa hem ümidimizi kırıyor hem de içimizde yaşayan çocuğu yavaş yavaş ihtiyarlatıyor. Sonuçta vazgeçiyoruz. Ama aslında kolay görünen boş vermişliğin zamanla bizi esir aldığını hissediyoruz. Evet ben de hissettim biliyorum. Ellerini kollarını bağlıyor bu his. Her şeyi yaşayacak kadar yapıyorsun, zaman öldürmek için yaşıyorsun. Yalnız ellerinde olan bu zamanın aslında kendi hayatın olduğunu unutuyorsun. Ben böyle böyle yıllarını öldürmüş bir insanım. Gençliğimi öldürdüm.

Sadece korkup vazgeçtim ve dedim ki "Ben... başaramayacağım" 

Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Geçmiyor sanıdığınız zaman bir bakmışsınız ki kayıp gitmiş ellerinizden geriye sadece yetişkin olmanın sorumluluklarını bırakarak. Oysa hiç de hazır değilsinizdir bütün bu ağırlığa, o zaman tüm bu hayat gökyüzünü taşımak gibidir omuzlarında. Yıllar sonra ilk defa aynaya bakma isteği gelir ve gözlerinizde yaşlarla bütün yaşanmışlıkları suçlarsınız. Düştüğünüz o çukuru kazanlara kızarsınız en çok da. Ancak arkadaşlar ne fayda var ona buna kinlenmekte?

Önce bir başınızı kaldırın güneş hala üstünüzde. O çukurun dışarısını hayal edin etraftaki bütün güzel manzaraları uzaktan sesi duyulan nehiri, kuşları... Sevdiklerinizi düşünün, gece yatmadan gözünüze gelen yüzleri. Mutlaka sizi dışarı çıkmaya itecek bir şey bulacaksınız. Öncelikle isteyin! İstedikten sonra nasıl yapacağınızı düşünmek vakti. Hayatınızda yer vermek istediğiniz ve sizi istediğiniz amaca ulaştıracak şeylerin bir listesini yapın. Tabii ki bununla alakalı bir yazı paylaşacağım. Bu yazdıklarımızdan bir tanesini bile hayatımıza geçirmek için gerekli olan karar verme aşaması gerçekten zorlayıcı bir nokta. Burada ilk olarak doğru karara varabilmek ve arkasında durabilmek için birkaç ipucu paylaşmak istiyorum. 

1. Kararlarınızın sonuçlarından korkmayın.
Her hangi bir işe başladığımızda ilk önce düşündüğümüz şey bunun nasıl sonuçlanacağıdır. Ve bu bizi çoğunlukla vazgeçmeye iter. Oysa araştırmalarda insanların bu aşamada hayal ettiği pozitif yada negatif sonuçların abartılı olduğu ortaya konulmuş. Bu nedenle korkmayın cesur olun. Bir adım bile cesaret ister.

2. İçgüdülerinize güvenin.
İçgüdü denilen bazen beynimizin çok daha ilerisinde olan bir algıya sahibiz. Ve bilimsel araştırmalara göre çoğu zaman içgüdüyle verilmiş kararlar üzerinde günlerce düşünülmüş planlardan daha doğru olabiliyor. Bu noktada kendi iç sesimize de kulak vermeliyiz.

3. Duygularınızın farkında olun.
Bir kararı alırken o an hangi duygu altında olduğunuzu da saptamanız gerekir. Mesela öfke anında verilmiş karalar genelikle şahsa zararlıdır. Ancak ilginç olarak üzüntü duygusu altında verilmiş kararlar ise doğrudur. Depresyonda olan kişilerin daha doğru kararlar verebileceği yönünde bir görüş vardır.

4. Tarafsız olun.
Her ne kadar objektif olmamız gerektiğini bilsekte ne yazık ki duygularımız buna çok izin vermez. Ancak yine de bir karar verirken olabildiğince farklı seçeneklere bakarak aralarında adil bir karar verebilmeye çalışılmalıdır.

5. Ayrıntılarda boğulmayın.
Başak burcuysanız beni anlarsınız. Bir noktada koca bir dünyayı kaybedebilecek kadar beni zorlayan bir adım. İlerlemeyi en çok engelleyen ve her zaman ortaya çıkabilecek bir durumdur. Ayrıntılar önemlidir evet ama bütün zamanınızı da papyon mu kravat mı diyerek harcayamazsınız. Yoksa partiye çıplak gitme ihtimaliniz var.

6. Arkanıza bakmayın.
Gittikten sonra kıymete binmek denilen şeyden mi kaynaklıdır bilmem ama eskiye karşı hep bir ünsiyet ve özlem vardır içimizde. Ancak bazen eskinin zincirlerinden kopmak ve yeni bir başlangıç yapmak gerekir. Çünkü zamanla bize acı çektirmeye başlar eskilerden çıkıp gelenler. Ve bir türlü oldu bitti demeyi beceremeyiz. Ama kendinize güvenip cesaretin ellerinden tutun ve sırtınızı dönün geçmişe. O saniyeden sonra siz artık ileri yürümeye başlayacaksınız.

7. Hayata bakışınızı değiştirin.
Sadece bardağın dolu tarafını görmelisiniz demek değil. Bardağın rengini, şeklini , üstünde durduğu masayı, kimin onu oraya koyduğunu, hatta yarısını kimin içtiğini tüm bunları düşünmelisiniz demek. Size dayatılan ve düşünmeniz beklenileni değil onunla beraber tüm türevlerini... Merak edin, sorular sorun, okuyun ve düşünün. Ancak bu şekilde hayata bakabileceğiniz yeni pencereler aralayabilirsiniz.

8. "El ne der" diye düşünmeyin.
Evet bu sözlerle büyüdük. Ben de aynı sosyal çevrede aynı sıkıntıları yaşadım. Hep düşündüm bu karar bana uygun mu diye ancak ben derken kastettiğim benim 'çevrem' idi. Ait olduğum çevreye bu karar uygun mu? Ancak bu sizin hayatınız dostlar. Hiç kimse sizin yerinize bu hayatı yaşayıp sorumluluğunu almayacak. Üç gün konuşur dördüncü gün susarlar. Hayat böyledir. Siz kararınızdan emin olduğunuz sürece başkalarını önemsemeyin.

9. Seçeneklerinizi sınırlandırın.
Yapmak istediğiniz birçok şey var ve siz bir türlü seçemiyorsunuz. Ancak bir yerden başlamak gerekiyor bunun için seçenekleri sınıflandırarak ayırın ve önceliklerinizi belirledikten sonra bunları eleyerek en önemlisini hayata geçirin.

Ayağa kalkmak için önce karar vermeniz gerekiyor. Doğru kararlar verebilmek ve bunu uygulamanıza yardımcı olacak birkaç maddeyi sıraladım. 


Peki ya sonra? ^^







Yorumlar

Popüler Yayınlar